Yapay zekâ veri merkezlerinin hızla artan elektrik ihtiyacı, teknoloji şirketlerini farklı enerji üretim yöntemlerine yöneltti. Elektrik şebekesine bağlantı için yıllarca beklemek zorunda kalan şirketler, kullanım ömrünü tamamlamış yolcu uçaklarının jet motorlarını elektrik jeneratörlerine dönüştürmeye başladı. Elon Musk’ın xAI şirketi bu sistemleri kullanmaya başlarken, diğer büyük veri merkezi işletmecileri de yüzlerce megavatlık türbin siparişleri veriyor.
Yapay zekâ altyapısına yapılan yatırımlar, elektrik üretim ve dağıtım kapasitesinin genişleme hızını geride bıraktı. Özellikle ABD’de yeni veri merkezlerinin mevcut elektrik şebekesine bağlanması yıllar sürebiliyor. Uluslararası Enerji Ajansı’nın (IEA) verilerine göre Kuzey Virginia’da 100 megavatlık bir veri merkezinin şebeke bağlantısını tamamlaması yedi yıla kadar uzayabiliyor.

Elektrik şebekesindeki gecikmelerin yanında yeni enerji santrallerinde kullanılan gaz türbinlerinin tedarik süreleri de uzadı. Dünyanın en büyük enerji ekipmanı üreticilerinden Mitsubishi Power’ın aktardığı takvimde, planlanan elektrik üretim kapasitesinin önemli bir bölümünün 2031 yılına kadar devreye girmesi bekleniyor. Veri merkezi işletmecileri ise sunucularını çalıştırabilmek için şebeke bağlantısını beklemek yerine kendi elektriklerini üretmeye başladı.
Bu noktada emekliye ayrılmış ticari uçakların motorları kullanılıyor. Uçaklardan sökülen jet motorları, çeşitli mekanik değişikliklerin ardından doğal gazla çalışan elektrik üretim sistemlerine dönüştürülüyor.
Uçaklarda itki oluşturmak için kullanılan motorların ön fanı ve ilgili parçaları çıkarılıyor, yanma sistemi doğal gaz kullanacak şekilde uyarlanıyor ve türbinin ürettiği mekanik enerji bir jeneratöre aktarılıyor.
Dönüştürülen motorlar, geleneksel elektrik santrallerindeki büyük türbinlere alternatif oluşturuyor. Rystad Energy’nin değerlendirmelerinde bu sistemlerle bir veri merkezinin yaklaşık 24 ay içerisinde faaliyete geçebileceği belirtiliyor. Şebekeden elektrik almak için yıllarca bekleyen işletmeler, dönüştürülmüş türbinleri tesislerine kurarak kendi enerji üretim altyapılarını oluşturabiliyor.
ABD merkezli ProEnergy, uçak motorlarını elektrik üretim sistemlerine dönüştüren şirketlerden biri. Şirket, Boeing uçaklarında kullanılan General Electric motorlarını yeniden yapılandırarak PE6000 adlı gaz türbinlerini üretiyor. Her bir PE6000 ünitesi 50 megavata kadar elektrik üretim kapasitesine sahip. Bu miktar, yaklaşık 15 bin ABD hanesinin elektrik ihtiyacına karşılık geliyor.
Elon Musk’ın yapay zekâ şirketi xAI, Mississippi eyaletine bu türden sekiz dönüştürülmüş jet motoru türbini kurdu. ProEnergy tarafından üretilen sistemler, Memphis’teki Colossus 2 veri merkezi altyapısının elektrik ihtiyacını karşılamak için kullanılıyor. Türbinlerin varlığı, eyalet tarafından verilen çevre izinleri ve uydu görüntüleriyle de belgelenmiş durumda.
Ancak dönüştürülmüş jet motorlarının kullanımı çevresel sorunları da beraberinde getiriyor. xAI’nin Mississippi’deki jeneratörleri için verilen izinlerde, tesisteki diğer türbinlerle karşılaştırıldığında karbonmonoksit emisyon sınırının iki katına kadar çıkmasına izin veriliyor. Uçucu organik bileşikler için belirlenen emisyon sınırı da diğer türbinlere kıyasla yüzde 25 daha yüksek. Bu rakamlar gerçek ölçülmüş emisyon miktarlarını değil, izin verilen üst sınırları ifade ediyor.
Eski uçak motorlarından geliştirilen türbinler, elektrik santralleri için özel olarak tasarlanan modern gaz türbinlerinden genellikle daha düşük verimle çalışıyor. Aynı miktarda elektrik üretmek için daha fazla sayıda türbin kullanılması gerekebiliyor. Doğal gaz tüketimi, bakım maliyetleri, açığa çıkan ısı ve zararlı gaz emisyonları da bu sistemlerin işletme koşullarını etkiliyor.
Elektrik ihtiyacını kendi tesislerinde karşılayan şirketler arasında OpenAI’nin veri merkezi projeleri de bulunuyor. OpenAI’nin Stargate projesi kapsamında Teksas’ın Abilene kentinde kurulan ilk tesiste, 2025 yılında doğal gaz türbinlerinden oluşan bir yedek güç altyapısı oluşturuldu. Bu tesisteki gaz türbinleri şebekenin yerini alan ana elektrik kaynağı olarak değil, yedek enerji kaynağı olarak kullanılıyor.
Stargate projesinin altyapı ortaklarından Crusoe ise dönüştürülmüş uçak motorlarını kullanmak için ProEnergy ile yeni bir anlaşma yaptı. Nisan 2026’da açıklanan sözleşme kapsamında şirket, toplam 650 megavat üretim kapasitesine sahip 13 adet PE6000 türbini sipariş etti. Her biri 50 megavat elektrik üreten sistemlerin 2027 yazına kadar teslim edilmesi planlanıyor. Crusoe, söz konusu ekipmanları gelecekteki büyük ölçekli veri merkezi projelerinde kullanacak.
Crusoe daha önce süpersonik yolcu uçağı geliştiren Boom Supersonic ile de büyük bir enerji anlaşması yapmıştı. İki şirket arasında 29 adet doğal gaz türbini için 1,25 milyar dolarlık bir sözleşme bulunuyordu. Her biri 42 megavat kapasiteye sahip Superpower türbinlerinin teslimatının 2027 yılında başlaması planlanmıştı.
Ancak Crusoe, Eylül 2026’da Boom Supersonic ile yürüttüğü 1,25 milyar dolarlık türbin anlaşmasından çekildi. Şirket, kararın ardından gaz türbinlerini kullanma planından tamamen vazgeçmediğini, yalnızca Boom tarafından geliştirilen sistemlerle ilerlemeyeceğini açıkladı. Boom Supersonic ise geliştirdiği Symphony uçak motoruyla önemli bileşenleri ortak olan Superpower türbinlerini başka müşterilere sunmayı sürdürüyor.
Elektrik bağlantısındaki gecikmeler yalnızca ABD’deki projeleri etkilemiyor. Microsoft, Ekim 2026’da İngiltere’nin Loughton bölgesinde kurulması planlanan Nscale veri merkezinde ana müşteri olacağı anlaşmadan çekildi. Bölgede elektrik şebekesinden yeterli gücün 2030’lu yıllara kadar sağlanamayacağının bildirilmesi, kararın temel nedenini oluşturdu.
Microsoft için hazırlanan Loughton projesinin başlangıçta 23.040 adet NVIDIA GB300 GPU ve 50 megavatlık yapay zekâ bilgi işlem kapasitesiyle faaliyete geçmesi planlanıyordu.
Microsoft’un projeden çekilmesine rağmen Nscale ile diğer alanlardaki iş birliği devam ediyor. Nscale de Loughton tesisi için alternatif elektrik kaynaklarını değerlendirmeye başladı.
ABD’de Donald Trump yönetimi de veri merkezi işletmecilerini ihtiyaç duydukları elektriği kendi tesislerinde üretmeye teşvik ediyor. Yapay zekâ veri merkezlerinin hızla genişlemesi, elektrik fiyatları ve mevcut şebekeler üzerindeki yük konusunda tartışmaları artırdı. Şirketlerin kendi elektrik üretim sistemlerini kurması, yeni veri merkezlerinin faaliyete geçmesi için gereken şebeke bağlantısı süresini ortadan kaldırabiliyor.
Emekliye ayrılan uçak motorları için oluşan talep, havacılık sektöründeki eski ekipmanların yeniden kullanılmasını da hızlandırdı. ABD’nin Arizona eyaletindeki uçak depolama tesislerinde binlerce hizmet dışı uçak bulunuyor.
ABD Enerji Enformasyon İdaresi’nin değerlendirmelerinde, Tucson’daki Davis-Monthan Hava Üssü’nde depolanan yaklaşık 4 bin askeri uçaktan elde edilebilecek motorların teorik elektrik üretim kapasitesi 40 gigavata kadar çıkıyor. Bu hesaplama, motorların teknik durumunu, dönüştürme maliyetlerini ve kullanım kısıtlamalarını hesaba katmayan teorik üst sınırı ifade ediyor.
Ticari havacılık alanında faaliyet gösteren FTAI Aviation da emekliye ayrılan Boeing 737 ve Airbus A320 uçaklarının motorlarını elektrik üretim sistemlerine dönüştürmek için ayrı bir iş kolu oluşturdu.
Şirketin ortak girişimlerinden biri, Temmuz 2026’da bir veri merkezi geliştiricisine dönüştürülmüş türbinler sağlamak üzere 1,5 milyar dolarlık anlaşma imzaladı. FTAI ayrıca Montreal’deki tesisinde motor dönüştürme çalışmalarına yönelik bir üretim hattı hazırlıyor.
Veri merkezlerinde kullanılmaya başlanan bu gaz türbinleri, kalıcı şebeke bağlantısı kurulana kadar geçici elektrik kaynağı olarak da değerlendiriliyor. Geleneksel enerji santrallerine kıyasla düşük verimlilikleri, yüksek işletme maliyetleri ve emisyon sınırları nedeniyle uzun süreli kullanım koşulları farklılık gösteriyor. Buna karşılık yapay zekâ veri merkezlerinin elektrik talebi artarken, dönüştürülmüş uçak motorlarına yönelik siparişler de devam ediyor.